43,3725$% 0.25
51,3279€% 0.73
59,2261£% 1.15
6.944,72%1,57
11.526,00%1,73
45.964,00%1,73
4.981,73%1,34
12.992,71%1,10
3832903฿%-1.26541
3023.69Ł%1.89896
126981Ξ%-1.05008
82.39%-0.86265
43.27$%-0.08471
18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi. Bu büyük zaferin yıl dönümünde o Çanakkale Türküsü yine kulaklarımızda ve dilimizde. Çanakkale Türküsü, yalnızca bir türkü değil; Çanakkale Savaşı’nda yaşanan büyük acının, fedakârlığın ve kaybın halk diline dönüşmüş halidir. Peki, Çanakkale Türküsü ‘nün hikayesi nedir? Gelin birlikte bakalım…
Çanakkale Türküsü cepheye giden binlerce gencin geride bıraktığı acının ve yarım kalan hayatların sesidir.
Türkünün Doğuşu: Bir Mektubun İzinde
Türkünün en güçlü dayanağı, Çanakkale Savaşı devam ederken Çanakkale Sultanisi (lisesi) öğrencisi olan Seyfullah’ın, Kastamonu’daki ailesine yazdığı bir mektuptur.

Seyfullah, mektubunda şehre dair gözlemlerini aktarırken, halk arasında dilden dile dolaşan bir ezgiden bahseder. Bu durum, türkünün henüz savaşın sıcaklığı yaşanırken, muhtemelen askere giden gençler veya onları uğurlayan aileler tarafından yakıldığını gösterir.
Seyfullah Çanakkale’den gönderdiği ve üzerinde 29 Eylül 1914 tarihi bulunan mektubunda şöyle der:
“Sevgili Anneciğim,
Canımıza tak diyen iki yıllık gurbet hayatından artık kurtuluyoruz. Sana ve aileme kavuşacağım için seviniyorum. Mektebimizi alıyorlar. Hastane olacakmış. Bizi de İstanbul’daki mekteplere dağıtacaklarmış. Hocalarımızın çoğu da askerlik hizmetine gidiyorlar. Büyük sınıflar da gönüllü yazılacaklarmış. Bugün Türkçe hocamız sınıfa geldi, ama çok kalmadı, bize veda etti.
Bize; ‘Zamanı gelince cephede yapılacak vatan hizmetinin mektepte yapılan hizmetten kutsi olduğunu’ söyledi. Birkaç günden beri Çanakkale sokaklarından askerler geçiyor. “Çanakkale içinde Aynalıçarşı, Anne ben gidiyorum düşmana karşı” şarkısını söylüyorlar. At üstünde zabitler, top arabaları, mekkare ve deve kervanları sokağımızı doldurdu.
Harp olacakmış. İngiliz ve Fransız harp filoları boğazın dışında dolaşıyormuş. Buraları bombardıman edeceklermiş. Bu bombardımanı görmek isterdim ama yakında Çanakkale’den ayrılacağız. Ama size kavuşacağım ben. Beybabamın, sizin ellerinizi öper kardeşlerime selam ederim. “ Oğlunuz Seyfullah

“Aynalı Çarşı”
Türkünün meşhur “Çanakkale içinde vurdular beni / Ölmeden mezara koydular beni / Of, gençliğim eyvah” sözlerinden hemen önce geçen Aynalı Çarşı, Çanakkale merkezinde bulunan tarihi bir çarşıdır.
Tarihçesi: 1890 yılında II. Abdülhamid döneminde, Yahudi cemaatinin ileri gelenlerinden Eliyau Hallio tarafından yaptırılmıştır.
Adının Kaynağı: Girişinde aynalar olduğu için halk arasında bu isimle anılmıştır. Savaş döneminde askerlerin ihtiyaçlarını karşıladığı, şehre gelenlerin uğrak noktası olan merkezi bir yerdir.

Türkünün Derlenmesi
Türkü, 1920’li yıllarda Muzaffer Sarısözen tarafından Kastamonulu İhsan Ozanoğlu’ndan derlenerek notaya alınmış ve TRT repertuvarına kazandırılmıştır. Kaynağının Kastamonu olması, o dönemde Kastamonu’nun Çanakkale’ye en çok şehit veren illerden biri olmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Çanakkale Türküsü; bir ayrılık ağıdı, bir kahramanlık destanı ve gidenlerin arkasından dökülen sessiz gözyaşlarının notaya dökülmüş halidir.
Çanakkale Türküsü sözleri
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale üstünü duman bürüdü
On üçüncü fırka harbe yürüdü
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi
Analar babalar umudu kesti
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde toplar kuruldu
Vay bizim uşaklar orda vuruldu
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
Al kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde sıra söğütler
Altında yatıyor aslan yiğitler
Of gençliğim eyvah
Çanakkale’den çıktım yan basa basa
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
Of gençliğim eyvah
Çanakkale’den çıktım başım selamet
Anafarta’ya varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah
İşte ilk Çanakkale Türküsü
Türkünün bugüne kadarki kaydedilmiş en eski yorumu ise 1923’te Amerika’da Marika Papagika adlı bir Rum göçmen şarkıcı tarafından seslendirilmiş. Hasan Saltık bu plağı Amerika’da bulmuştur. 1890 Kos doğumlu olan Marika Papagika, ailesi ile göç ettiği Mısır’da solistliğe başlamış ve 1915’de Amerika’ya göçmüş. Kocası Kostas ile işlettikleri bir kulüpleri varmış. 1929’daki ekonomik krizde gece kulübünü kaybeden karı kocanın yokluğa düştüğü ve Marika’nın 1943’de düş kırıklığı içinde hayata veda ettiği söylenir. Marika Papagika bu türküyü Türkçe seslendirir. Aşağıdan dinleyebilirsiniz.
Kaynak: Denizcilik Dergisi
Çanakkale Türküsü: Sadece bir türkü değil… Bir milletin yaşadığı acının ortak sesidir
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.